Kitaplar

ANNE BABALAR DUYSUN

RÖPORTAJ – ECRİN İLE SOHBET

Değerli dostlarım…

Kur’ân-ı Kerim’de Rabbimiz, insanların evlatlarıyla imtihan edileceğini haber verir. Kimi zaman uslu bir çocukla, kimi zaman zor bir çocukla, kimi zaman çok evlatla, kimi zaman da evlat hasretiyle insan sınanır. Çünkü çocuk sadece bir nimet değil; aynı zamanda bir emanettir.

Bugün bir toplumu düzeltmek, huzura kavuşturmak istiyorsak işe çok uzaklardan başlamaya gerek yoktur. Büyük kürsülerden, uzun nutuklardan önce dönüp evlerimize bakmalıyız. Çünkü bir ülkenin huzuru önce evde başlar; evin merkezi ise anneler ve çocuklardır.

Belki de en büyük hatamız şudur:

Çocuklarımızı bize ait bir eşya gibi görüyoruz. Kendi eserimiz, kendi malımız, kendi tapulu varlığımız gibi… Kimi zaman aşırı sevgiyle şımartıyor, kimi zaman aşırı baskıyla onların fıtratını zorluyoruz. Oysa çocuk, tertemiz bir emanet olarak dünyaya gelir.

Saha çalışmalarımda; ilkokuldan üniversiteye kadar birçok öğrenciyle görüştüğümde şunu gördüm:

Çocuklar aslında sandığımızdan çok daha temizdir. Kin tutmazlar, çabuk affederler, hemen barışırlar. Bu yönleriyle bana hep sahabeleri hatırlatmışlardır. Zira ashabı kiram da sahiciydiler.Diyrum ki çocuk kalbi saf yaratılmıştır.

Belki de mesele çocukları değiştirmek değildir…

Belki mesele, onların temiz dünyasını biz büyüklerin bozmamasıdır.

 

RÖPORTAJA BAŞLIYORUZ

Soru: İsminiz nedir?

Cevap: Benim ismim Ecrin.

Soru: Kaç yaşındasın?

Cevap: 10 yaşındayım.

Soru: Kaçıncı sınıfa gidiyorsun?

Cevap: 4. sınıfa gidiyorum.

Soru: Kaç kardeşsiniz?

Cevap: İki kardeşiz.  Ben büyük olanım.

Soru: Kardeşinin ismini söyler misin?

Cevap: Elbette, Zeynep. Benden küçük.

Soru: Kardeşini sever misin?

Cevap: Çok çok severim, o da beni sever.

Soru: Oyuncaklarını onunla paylaşır mısın?

Cevap: Evet paylaşırım. Hatta o vermezse bile ben ona veririm. Çünkü yaşı küçük ama çok akıllıdır.

Soru: Anne baban hanginizi daha çok sever?

Cevap: İkimizi de eşit severler.

Soru: Puanlama yapsak, annen ve baban seni yüzde kaç sever?

Cevap: İkimiz de eşitiz. Annem de babam da aynı şekilde sever.

Soru: Kardeşini hiç kıskanır mısın?

Cevap: Hayır, kıskanmam.

 

AİLE ÜZERİNE

Soru: Anne babalar çocuklarına nasıl davranmalı?

Cevap: Onlara eşit davranmalı, ayrım yapmamalı.

Soru: Anne babalar kendi aralarında konuşurken nelere dikkat etmeli?

Cevap: Yavaş ve dikkatli konuşmalı. Gerekirse odalarına gitmeli, çocukların yanında kızmamalı.

Soru: Eğer dikkat etmezlerse ne olur?

Cevap: Çocuklar büyüdüklerinde travma yaşar, huzur bozulur, kavga olur.

Soru: Evde huzur için anne ve baba nelere dikkat etmeli?

Cevap: Yumuşak davranmalı. Baba üzgünse anne hemen soru sormamalı. Anne yorgunsa baba üstüne gitmemeli.

Soru: Anne baba evde kural koyarken ne yapmalı?

Cevap: Çocuklara danışmalı.

Soru: Annen, baban ve sen diyelim ki ayrı odalardasınız. Ve moralin iyi değil, hangi odaya gidersiniz?

Cevap: Babamın odasında giderim.

Soru: Özel bir sorunum olsa anne mi yoksa babana mı söylemek istersiniz?

Cevap: Anneme

EĞİTİM VE ÖĞRETMENLER

Soru: Ödev konusunda anne baba nasıl davranmalı?

Cevap: Dakikada bir “ders çalış ders çalış ” dememeli. Yumuşak sorularla destek olmalı.

Soru: Öğretmen ödevleri nasıl vermeli?

Cevap: Çok olursa çocuk ezilir, az olursa fayda olmaz. Orta karar vermeli.

Soru: Çocuklar okullarda nelere dikkat etmeli?

Cevap: Arkadaşının parası yoksa kendi parasını göstermemeli. Eğer alacağım eşya sadece bana yetecekse gizli bir yerde yemeliyim, arkadaşım görmesin. Ama biraz fazlaysa paylaşırım.

Soru: Çocuklar başka nelere dikkat etmeli?

Cevap: Öğretmene saygısızlık etmemeli. Gücü yetse bile arkadaşına kızmamalı. Arkadaşının sırrını başkasına söylememeli. Onları küçük görmemeli.

Soru: Okulda bir sıkıntı olsa ne yaparsın?

Cevap: Önce kendim iyilikle hallederim.  Olmasa anne babama söylerim. Sonra öğretmenime. Onu da aşarsa idareye söylenmeli.

 

SOSYAL İLİŞKİLER

Soru: Kız–erkek arkadaşlığına ne dersin?

Cevap: Sadece merhaba derim. Çünkü kız–erkek arkadaşlığı tehlikelidir. Derslerden geri kalır, hedefine ulaşamaz. Hep onu düşünür,  sonra ders çalışamaz.

Soru: Komşu nedir?

Cevap: İlk yardımdır. Çünkü komşular birbirine muhtaçtır. Bir sıkıntı, yangın ya da hastalık olsa dışarıdan yardım gelene kadar zaman geçer. Onun için komşular birbirine yardım etmeli, selam vermeli, merhaba demeli.

 

KADIN–ERKEK EŞİTLİĞİ

Soru: Kadın erkek eşit midir?

Cevap: Bence değil. Çünkü anne hem çalışıyor hem eve gelince bir daha çalışıyor.

Soru: Hangi durumlarda eşitlik olur?

Cevap: Eğer baba çalışıyor, anne çalışmıyorsa eşitlik olabilir. Ama ikisi de çalışıyorsa eşit değildir.

Soru: Peki ne yapmak lazım?

Cevap: Kadının yükünü yarıya indirmek lazım. İkisi de çalışıyorsa birbirine yardımcı olmalı. Yoksa sıkıntı olur, kavga çıkar. Demek istediğim,  kadın ve erkek insan haklarında eşit olmalıdır.

 

KISA SORULAR – KISA CEVAPLARAR:

 

  • Baba: Arkanda duran, dayandığın kişi
  • Anne: Sevgi
  • Nene: Aileye destek veren
  • Dede: Danışılan, büyük baba-ata.
  • Dayı: Anne yarısı
  • Amca: Baba yarısı
  • Teyze: Yarı anne
  • Hala: Baba gibi
  • Kuzen: Arkadaş, sevgi
  • Öğretmen: Seni düşünen, geleceğini önemseyen ve hazırlayan kişi.
  • Kardeş: Dert ortağı, sırtını dayayacağın kişi

Soru: En sevdiğin öğretmen kim?

Cevap: Din kültürü öğretmenim. Çünkü bizi sever, bizi dinler, ahlaklıdır, sözleri tatlıdır, hiç kızmaz.

 

GELECEK İLE ALAKALI

Soru: Gelecekle ilgili hedeflerin nelerdir?

Cevap: Evvela düzenli ve programlı çalışıp iyi bir liseye, proje okuluna kayıt yapabilmek birinci hedefimdir.

Soru: İkinci hedefin nedir?

Cevap: İyi bir üniversite kazanmak.

Soru: Hangi alanda okumak, kendini geliştirmek istersin?

Cevap: Mesleki bir alanda olmak isterim.

Soru: Diploma mı, kariyer mi yoksa ahlaki değerler mi sizin için daha kıymetli?

Cevap: Tabii ki evvela ahlaki değerler.

Soru: Biraz açalım mı?

Cevap: Tabii ki. Üniversite öğrendikleriyle seni dünyada değerli kılar, onunla iş görmüş olursun. Ama ahlaki değerler seni Allah’a yaklaştırır. Allah ise ahlaklı insanları sever.

Soru: Söylemek istediğin başka bir şey var mı?

Cevap: Hayır, çok teşekkür ederim.

Soru: Asıl ben teşekkür ederim bize bu fırsatı sunduğun için.

Cevap: Bir şey değil.

HİTAM – NETİCE

Netice olarak şunu söyleyebiliriz:

Belki de “kötü çocuk” yoktur; mesuliyetini tam yerine getiremeyen anne-baba, çevre, arkadaş ve sistem vardır. Çünkü çocuk dünyaya tertemiz gelir. Fakat o temiz fıtrat bazen yanlış ellerde yıpranır.

Sonra denilebilir ki çocuk su gibidir. Önüne güzel yollar açılırsa hayat verir; fakat ya tamamen başıboş bırakılır ya da önü sertçe kapatılırsa taşar, zarar verebilir. Mesele çocuğu kırmak değil; ona doğru yön verebilmektir...

 

Ph.D. Mehmet Rıza ÖZACAR
Gazeteci – Araştırmacı Yazar