Kitaplar

BAŞKASININ GÖLGESİNDE BÜYÜMEK

BAŞKASININ GÖLGESİNDE KALAN AĞAÇ BÜYÜMEZ. İNSAN DA BÖYLE

Bahçelerde dolaşırken insanın gözüne ilk çarpan şey, ağaçların ne kadar farklı olduğu değil; aynı toprağa, aynı güneşe, aynı suya rağmen nasıl birbirinden farklı büyüdüğüdür. O gün bahçede gezinirken bunu iliklerime kadar hissettiren bir manzarayla karşılaştım.

Bahçede  dolaşırken bir ağaç dikkatimi çekti,"Diğerleri büyürken neden bu ağaç bübüyümedi diye, Sualim bu idi.

Aynı bahçeye dikildiği hâlde yıllar içinde kocaman gövdeler hâline gelmiş ceviz ağaçları vardı çünkü. Dimdik duruyorlar, dalları göğe uzanıyor, rüzgârla konuşuyor, yağmurla dostluk kuruyorlardı. Fakat hemen yanı başlarında, büyük bir ağacın tam gölgesine düşmüş küçük bir fidan dikkatimi çekmişti. O da bir cevizdi. Aynı cins. Aynı toprak. Aynı fidanlık. Üstelik onlardan önce dikildiği söyleniyordu. Ama bir türlü büyüyememişti. Ne boyu uzamıştı, ne gövdesi kalınlaşmıştı. Adeta kaderi, gölgenin altında küçülmek olmuştu.

Neden?

Çünkü bir ağaç, başka bir ağacın gölgesinde büyüyemez.

Kendi güneşine kavuşamazsa serpilmez. Kendi toprağının içine kök salamazsa güçlenmez. Kendi rüzgârına karşı koyamazsa dayanıklı olamaz. Kendi gövdesiyle göğe yürüyemezse ağaç sayılmaz.

Ve o an fark ettim ki:

İnsan da böyledir.

Kimliğini başkasının gölgesinde arayan insan büyüyemez.
Hep birinin emirleriyle yaşayan, kendi benliğini ispatlayamayan kişi gelişemez.
Başkalarının beklentileriyle yönlendirilen birey, uzun vadede güçlü olamaz.
Kendi kararını vermeye cesaret edemeyen, başkasının kudretiyle kendini var eden kişi, aslında kendini tüketir.

Psikolojide buna öz-yönelim yoksunluğu denir. Kişi, kendi benliğinin sesini duyamaz hâle gelir; başkalarının sesini kendi kendi sesi sanmaya başlar. Jung buna persona gölgesi der: “Kişi başkalarının istediği maskeyi öyle uzun süre takar ki sonunda kendi yüzünü kaybeder.”

Ağaç misali…

Gölgenin altında kalan insan, bir süre sonra kendi ışığını unutuyor.
Kendi hayallerini, kendi yeteneklerini, kendi varlığını içten içe inkâr ediyor.
Sonuç: Küçük bir fidan gibi kalmış, yıllarca büyümemiş bir ruh…

Hâlbuki dışarıdaki büyük ağaçlar da bir zamanlar yalnızdı.
Onları büyük yapan yalnızlık değil; kendi ışıklarına kavuşabilmeleriydi.

Bir insan kendi kimliğini bulduğunda büyür.
Kendi hedeflerini seçtiğinde gelişir.
Kendi niyetinin sorumluluğunu aldığında olgunlaşır.

Dostum, gördüğüm o manzara bana şunu öğretti:

Kimliğini başkasının gölgesine teslim eden insan büyüyemez.
Kendi ışığını bulan ise, her şeye rağmen büyür.

Kısaca:

Ağaçların diliyle söyleyelim…

“Gölgeden çık ki büyüyebilesin.”

PH. Mehmet Rıza ÖZACAR
GZT. ARI. YAZAR