Kitaplar

EL NE DER İLAHI

EL NE DER İLAHI


Bir Dostum İle Hasbihal

(gerçek hikaye) 


Nice yuvaları sarsan, nice gönülleri inciten, görünmez ama hükmeden bir put… El ne der ilahı.


Dostumun sesi kederliydi.

— Bugün biraz durgunsun, hayırdır? dedim.

İç çekti.

— Sorma hocam, dedi.


Anlatmaya başladı:


“Memleketten bir valizle geldim. Bodrum katta iki odalı bir ev… Bir Singer yatak, bir yorgan, bir küçük tüp… Rabbim verdi, hamdolsun. Sonra derken evimiz oldu. Kat üstüne kat koyduk, binamız oldu. Çok şükür…


Ama hanım tutturdu, ‘Siteye taşınalım’ diye. Günlerce ısrar etti. Sonunda razı olduk. En lüks siteden bir daire aldım. Daha bir ay olmadı ki, bu kez de ‘Evimizi özledim, geri dönelim’ demeye başladı. Şaşkınım…”


— Sebep? diye sordum.


Başını öne eğdi:

“Kadınlar çay partisi vermiş. Ev sahibesi hanımı tanıştırırken, ‘Bu da yeni komşumuz Ayşe Hanım’ demiş. İçlerinden biri, ‘Ha… minibüsçünün karısı mı?’ deyivermiş. Hanım alınmış. ‘Sen neden o gün minibüsle geldin? Mercedesle gelseydin ya!’ diye çıkışıyor bana.


Oysa o minibüs, bir Mercedes’ten daha kıymetli değil mi? Helalin alın teri değil mi?

Ama olmuyor… La diyor, illallah demiyor.”


Bir süre sustuk. Sonra gözleri dolarak mırıldandı:

“Döneceğim hocam, mahalleme döneceğim. Bu yaştan sonra başka ne yapabilirim?”


Dostumun sözleri, içimde bir hançer gibi kaldı.

Çünkü biliyorum: Onun hanımı değil, aslında bir millet bu yükün altında eziliyor.


“El ne der?” korkusu, nice ocakları söndürdü.

Gösteriş sevdası, nice gönülleri fakir bıraktı.

Sonradan görme, haz ve hız tutkusu, bizi birbirimize yabancı etti.


Oysa insanın asıl zenginliği, evinin kaç katlı olduğunda değil; gönlünün kaç kişiye yetecek kadar geniş olduğundadır.


Bir minibüs… İçinde alın teri, helal kazanç, sabah duası ve akşam şükrü… Bir Mercedes’ten katbekat değerlidir.


Ama biz ne yaptık?

“Allah ne der?” yerine, “El ne der?”i ilah edindik.


Dostumun hüznü, aslında bu çağın hüznüdür.

Çünkü insan, başkalarının gözünde büyük görünmek için küçülüyor.

Ve ne yazık ki küçüldükçe, kendi evine bile sığamaz hale geliyor.


Kurtuluşun yolu ise apaçık:

“El ne der?”i değil, “Allah ne der?”i dert edinmek.


" Sonradan Görme, Sonradan Yorma "


Ph. D. Mehmet Rıza Özacar

Gzt Araştırmacı Yazar