Fuarlar
FITRATA MÜDAHALE KİMLİĞİ BOZAR
İnsanoğlu yaratılışı gereği üç ana fıtrat üzerine ya doğar, ya da zamanla bu mizacın birine meyleder:
1. Saha Lideri:
Sevk ve idarede mahirdir. Harekete geçmekte tereddüt etmez. Teşebbüs sahibidir. Kalabalığı yönetir, karar alır, risk alır. Korkusuzca yürür. Cesurdur.
Ancak istişareye kıymet vermezse, bazen yalnız kalır.
2. Arka Plan Lideri:
Sessiz ve derinden çalışır. Tedbirlidir, ihtiyatlıdır. Yüz defa düşünür, bir defa konuşur.
Makam arzulamaz ama makamı omuzlar. Mutfakta yoğrulan bilgidir. Sabır ve sebat onun sermayesidir.
Ariflerin deyimiyle "yük taşır ama görünmek istemez."
3. Hizmet İnsanı:
Verilen işi eksiksiz yapar. Hırstan berîdir. Mütevazıdır. "Ben işime bakarım" der, başkasının hayatına karışmaz.
O varsa düzen vardır. Sükûnetin sahibidir. Mesuliyet alır ama iddia taşımaz.
Her üçü de kıymetlidir.
Hepsi 100 puanlık şahsiyetlerdir. Lakin...
Yanlış yerde durduklarında heba olurlar.
Neden Bu Notu Düşme Gereği Duydum?
Çünkü memleketteki en büyük başarısızlık sebeplerinden biri: Yanlış seçim, yanlış görevlendirme, yanlış ısrardır.
Evladının karakterini tanımadan, fıtratını bilmeden onu üniversiteye zorlayan bir aile...
İstihdam planlaması yapmadan üniversite üstüne üniversite açan bir devlet...
Ve sonuçta kırılmış kirişler(benlik) , yitip giden özgüvenler…
Fıtrata Müdahalenin Bedeli
Hz. Peygamber şöyle buyurur:
"Kardeşinizin kirişini kırmayınız."
(Yani benliğini, gayretini, cesaretini, cevherini zedelemeyiniz, sonradan tamiri zordur) buyurur
Bugün birçok gencimizin cevheri kırılmıştır. Çünkü:
Ailesi onun isteğini değil, "el âlem ne der" kaygısıyla hareket eder.
Tercih onun değil, aile meclisinin olur.
İtiraz edince de "Ben babayım, iyiliğini istiyorum!" denir.
Ve ne hazindir ki bu ısrarlar daha çok kız çocuklarının hayallerini siler süpürür.
Gerçek Bir Hikâye – 1
Bir delikanlı geldi. Kimya mühendisliğini bitirmiş.
Ancak iş bulamayınca bilgisayar ve yazılım alanına yönelmiş.
Bir özel üniversitede yazılım-donanım altyapısını kurdu.
Üniversite çalışır hâle geldi, eğitim başladı.
İşe başlamadan önce patronuna maaşı sorduğunda şöyle cevap aldı:
“Önce bir başla bakalım. Hizmetini görelim. Sonra maaşa karar veririz.”
Tüm sistemi o kurdu. Dışarıda olsa milyon dolarlık iş yapmıştı.
Aldığı maaş: Asgarî ücret.
Bir nebze fazlasını rica ettiğinde şu cevabı aldı:
“Sen ne yaptın ki?
Sen ne yapıyorsun ki? Zaten olması gerekeni yaptın.” demesi bardağı taşımıştı.Yapılacak belli:
Topladı eşyasını, vedalaştı.
Aradılar, dön çağrısı yaptılar. Cevabı şuydu:
“Aç kalırım, yine dönmem!”
Şimdi nerede mi?
Yurt dışında, kendi mesleğinde çalışıyor.
Aylığı binlerce dolar. Kıymeti bilinen bir cevher artık…
Gerçek Bir Hikâye – 2
Mühendislik, mimarlık ve yazılım - mekanik alanlarında parlak bir gencimiz vardı.Bu alanı çok severdi.
Ama ailesi onu yazılım-mühendisilik yerine hukuk okumaya zorladı.
Bölüm bitti, diploma geldi ama iş yoktu.
Çünkü karakteri, kabiliyeti, hayali bu değildi.
Sonuç: Nefsi Değil, Fıtratı Esas Alalım
Devlet: Arz-talep dengesiyle üniversite açmalı. Kota koymalı.
Aile: Evladının şahsiyetini, istidadını göz önüne almalı.
Genç: Gayesini keşfetmeli, fıtratına sadık kalmalı.
İki Tespit
Genç Kardeşlerime
"Evlenmek için, telefon almak için ailenle saatlerce konuşabiliyorsun da,
ömürlük mesleğin için neden ikna becerini kullanmıyorsun?"
Aileye:
"Evlat üzerinde ısrar, kul hakkına girer.
Söyle fikrini, teklif et tercihini ama kararı ona bırak.
Aksi hâlde onun ömrü boyunca yaşayacağı pişmanlığa sen de ortak olursun."
Unutma:
Algı zehirdir; zihinleri yanıltır, hayatı bozar.
Hiçbir meslek diğerinden aşağı değildir.
Doğru tek bir bakış açısında değil, hikmetle bakan gözde gizlidir.
Dipnot:
İskandinav ülkelerinde bir kişi “yüzme dersi” veremezse diploma alamaz.
Sordum, neden?
Dediler ki:
"Tehlike anında kendinsini kurtaracağı gibi bir başkasını da kurtarır.
Biz ise...
Hayatla baş edemeyenleri mezun,
Kabiliyeti olanları ise mağdur ediyoruz.
Neden mi?
1. Peygamberî ölçü:
"Kardeşinizin kirişini kırmayınız."
Bu söz bir öze dokunur.
Kiriş nedir? Binanın taşıyıcı omurgası.
İnsandaki "kiriş" ise benlik, şahsiyet, öz güven, cevherdir.
Bu kırıldığında ne ilim, ne servet, ne makam onu tamir edemez.
Gençlerin en çok bu çağda kırıldığı yer tam da burasıdır.
Bu hadis, hem aileye hem devlete hem eğitim sistemine ilahi bir uyarıdır.
Yazının temelini tahkim eder.
2. Öğretmenim sözü, hala aklımda. 45 yıl önce söylediği o söz:
“Nice zeki ve dahi gençler vardır ki, köyde çobanlıkla ömrünü tamamlamaktadır.”
Bu sözde hem bir hüzün, hem bir israf, hem de bir çığlık vardır.
Eğer kıymet bilinmiş olsaydı, o genç belki de ülkesine silah, yazılım, ilaç ya da bilim kazandıracaktı.
Ama bir kiriş kırıldı, bir cevher köreldi…
Sonuç:
Bu iki sözü eklerseniz sofra yalnız bilgiyle değil, ibretle dolar.
Zihinlere değil, kalplere de dokunur.
Okuyan sadece düşünmez, durur, hisseder, utanır, silkelenir.
Not
Türkiye'de her yıl eğitim öğretime harcanan para miktarı 95 ile 115 milyar dolardır.
(ilk, Orta,lise,üniversite, dershane)
Ph.D.Mehmet Rıza Özacar
Gazeteci Araştırmacı yazar