Kitaplar

GAZZE KAN AĞLIYOR

 

 

                                          GAZZE’DE GÖZ YAŞI VAR

                                                     Önceliklerimiz  Değişti mi?”

 

Tebeü tabi’inden olan  büyük alim, müçtehid ve fakih Abdullah b. Mübarek, Merv şehrinden dostlarıyla birlikte hacca gidiyordu. Yolculuk esnasında yanlarında  yol erzakı olarak götürdükleri kanatlı bir hayvanı ölünce  bir evin yakınındaki çöplüğe attılar.   O esnada evden çıkan bir kız çocuğu, hayvanı aldı  evine götürdü. Durumu fark eden Abdullah b. Mübarek, bir arkadaşını kızın bulunduğu eve göndererek , onun murdar olduğunu ve yenilemeyeceğini söyledi.

Kızın cevabı onu derinden sarstı:

“Size haram olan, bize helâldir.Çünkü: Babam öldü, kardeşlerim açlıktan perişan. Başka çaremiz yoktur.”

Bu söz yüreğine dokundu. Vekiline dönerek sordu:

   “Yanımızda ne kadar paramız var?”
“Bin dinar.”
“Hepsini bu aileye ver. Bize eve dönmeye yetecek yirmi dinar kalsın. Çünkü bu yardım, hacdan daha faziletlidir.”

İşte hakikatin özeti burada gizlidir değerli dostlar : Dinde öncelikler vardır.

Namaza durmuş bir mümin, bir insanı ölümden kurtarabilecekse namazı bırakabilir. Çünkü Allah katında bir canı kurtarmak, ferdî ibadetlerden daha önceliklidir.Komşunun  ya da bir din kardeşinin evine, mahremine tecavüz varsa ferdî ibadetler ertelenebilir. (Hendek savaşında olduğu gibi)

Bugün Gazze’de, Filistin’de çocuklar, kadınlar, yaşlılar bombalar altında can veriyor. Yıllardır süren bir kuşatma, bir yokluk, bir suskunluk var. Bir milletin iffeti ve namusu düşmanın postalları altında ezilmektedir.Ama biz... önceliklerimizi değiştirmedik.

Namusuna el uzatılan Müslümanın düşmanına  öfkelenmek yerine ya da çare aramak yerine umreye niyetleniyorum. Komşum yanarken ben sahurda hurmayı nasıl tüketeceğimi konuşuyorum. Düşman kardeşimin evini yıkarken ben gece namazının sevabını hesaplıyorum.

Kolay olan devletleri suçlamaktır. Ama asıl soru şudur:

Ben ne yaptım? Biz ne yaptık?”

Susmak da bir tercihtir. Seyretmek de. Ama görmezden gelmek, mesuliyetten kurtarmaz.

Bugün eğer Allah Resûlü (sav) aramızda olsaydı, bu halimize ne derdi? Hangi davranışımızı savunurdu?

Allah Resulü tecessüm etse, karşımızda dursa ve şu soruyu sorsak, “Ey Allahın Resulü!

Ümreyye mi, kardeşime mi gitsem?

Eminim sizler de  cevabı tahmin ediyorsunuz.

Kur’an bu sorunun cevabını çok önceden vermiş:

 İman, Zulüm ve Fıkıh Ortaklığı

Kur’an, insanın onurunu ve hayatını korumayı, ibadetlerden önce zikreder.
“Zalimlere meyletmeyin, sonra ateş size de dokunur” der (Hûd 11/113).
Bir başka yerde ise, bir canı kurtarmayı tüm insanlığı kurtarmaya eş değer sayar (Mâide 5/32).
Bu, yalnızca hukukî bir tespit değil; ahlâkî bir emirdir.

Resûlullah (sav), Müslüman’ı Müslüman’a zimmetli kılar:

“Onu terk etmez, düşmana teslim etmez.” (Buhârî)
Zulmü gördüğünde eliyle, gücü yetmezse diliyle; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etmeyi emreder.
Ama “buğz etmek” en zayıf olandır... Zira gerçek iman, zulme karşı durmakla yaşar.

Fukaha da bu çizgiyi izlemiştir.
Gazâlî, tok yatan bir Müslüman’ın, aç komşusuna karşı sorumlu olduğunu söyler.
İbn Teymiyye, adaletin sadece hukuk değil, dinin ayakta kalma şartı olduğunu belirtir.
Nevevî ve Serahsî gibi fakihler, hayat kurtarmak için nafile ibadetlerin ertelenebileceğini, hatta farzların dahi esnekliğe kavuşabileceğini ifade eder.
Şâtıbî ise şeriatın maksadını beş temel esasla özetler: Din, can, akıl, nesil ve malı korumak.
Bunların başında da hayatı korumak gelir.

Sonuç:

Dinin tüm kaynakları –ayet, sünnet ve içtihat– şu hakikatte birleşir:

Zulüm karşısında susmak imanın değil korkunun eseridir.
Mazlumu savunmak, secde etmek kadar kutsaldır.
Ve bazen bir çocuğun hayatı, bin haccın sevabından daha büyüktür.

 

DÜNYADA UMRE VE HAC YAPAN MÜSLÜMAN SAYSI

GASTAT’A  GÖRE : (Arabistan Araştırma Merkezi)

UMRE: Yıllık umre ziyaretleri takribi  17 milyon kişi . Kişi başı gider 2500 dolar. Toplam 42 milyar dolar.

HAC: Yılda 1. 800. 000 (Bir milyon sekiz yüz bin kişi) Harcanan  para toplam: 12. 8  milyar dolar.

Hac ve umre toplam: 55 milyar dolar( 42.5+ 12.5  = 55 milyar $)

 

Gazze için acil ihtiyaç duyulan para ise 380-480 milyon dolar.

Sadece bu temmuz ayında, Filistinde açlıktan ölen 48 kişi. Resmi olan. Gayrı resmiyi siz düşünün.

Doktor ve ilaç yokluğundan ölen ise  40 bin. Savaş sebebiyle  ölen kişi sayı  ise (Brawn üniversitesi tespiti) 75 bin.

Tesbit:

Umre sünnettir. Mali durumu yoksa o da ortadan kalkar.

Hac ise, farziyet söz konusudur. Sadece zengin olan gider, olmayan gidemez. Ancak zengin olmayan da girmektedir.

Kim Ne Kadar Mesul

Allah Resulü sav in açık hadisi var:Zulme-Zalime karşı a) Eliyle b)Diliyle c) Kalbiyle buğz etmek. Bu hadis ışığında herkes yerini tayin etmiştir denilir.

KİM MESUL?

İbni Haldun : Devlet Başkanı mesuldur.

İmamı Gazali : Sivil Toplum kuruluşları,partiler,cemaat ve tarikatlar. Yani; Gurubu ve tebaası olan herkes.

Hz. İmamı Rabbani, Mevlana ve hasseten Said Nursî ise  : Sen mesulsün,ben mesulüm ve herkes mesuldur.

Çare: Sen Senden Başla. Nefsinden.

Misal- örnek İsterim diyenlere ise;

An itibariye Türkiye’de 64 milyon 114 bin 843 seçmen var. Bunların en az yarısından fazlası bir guruba iltisakı-mansubiyeti var. Yani: Bahsi geçen gurubun.partiinin cemaatin, tarikatın o kişi üzerinde ağırlığı var. Seçim döneminde sadece :

SİZE GÜCÜM YETMEYEBİLİR. FİTNE DE ÇIKARMAK İSTEMEM. AMA SANDIK BAŞINA DA GİTMEM . BU DA BENIM HÜRRİYETİM “derse ne olur sizce?

Vallahi ülkenin idarecileri çare bulmaya mahkum kalır.

Bir şey daha :  ,” Bu dik duruş karşısında, Ülkelerin ve İdarecilerin  ise elleri güçlenir.”

Yapabilir miyiz?

Zannetmem?

Sebep;

Herkesin bir borcu var. Ya da bir açığı (karın ağrısı)

Son Sözün Nedir?

Sen senden başla “

“ Sen senden mesulsün, kendi dairenden.”

Ey rabbi rahim, Rabbi Kerimim ve Rabbi hakimim ve rabbi celilim!

Altından kalmayacağım yükü bana yükleme. Amin

 

Ph.D. Mehmet Rıza Özacar

Gazeteci Araştırmacı Yazar