Kitaplar
Seans sırasında
hanımefendi, mahcup bir tebessümle, “Hocam, malûm ben yarım akıllıyım,”
dedi.
Sözün ağırlığı
odada yankılandı. O an, bu cümlenin kendi iradesinden değil, geçmişten taşınan
bir yükten doğduğunu hissettim.
Araştırınca gördüm ki; annesi yıllar boyunca başkalarının yanında aynı
sözü yüzüne söylemiş: “Ben yarım
akıllıyım.”
Evlendikten sonra
eşi de aynı ifadeyi tekrar etmiş. Kadın, hata yaptığında özür yerine bu damgayı
kendi ağzıyla yineler olmuş. Oysa insanın aklı, yalnızca sınavla ölçülmez. Ona
küçük bir sınav yaptım: “2x2 kaç eder?” “Dört,” dedi.
Adını, geçmişini, yemek
tarifini anlattı. Sonra sordum:
“Yarım akıllı
bunları bilir mi? Bu kadar güzel giyinir mi? Edepli olur mu?”
Bir müddet sonra hanımefendi, kendi değerini yeniden fark etmeye
başladı. Elbette bu dönüşüm, eşinin gayreti ve dikkatiyle de mümkün oldu. Çünkü
sevgi ve sabır, en ağır zincirleri bile kırabilir.
55 yaşında iş adamı
bir dostumun annesinin etkisinden-gölgesinden kurtulamadığını bizzat gördüm. En
ufak bir fiilinde, ”Acaba annem ne der? Beğenir mi yaptıklarımı?.." Çünkü
yetim büyümüştür bizim dost. Anne hep korumuştur kendisini. Başka bir şey beklememek
gerek.
Bu hikâye, dilin ve
sözün insan ruhunda bıraktığı derin izleri gösterir. Çocuklukta ve evlilikte
yinelenen olumsuz etiketler, kişinin benliğini zedeleyebilir. Ancak doğru
yaklaşım, sevgi dolu destek ve hatırlatmalarla bu algı değiştirilebilir.
“İnsanın aklına
vurulan damgalar, bazen zincir olur; ama sevgi ve doğru söz, o zinciri
kırar.”
Rogers der ki:
“İnsanı tanımla, ona kimliğini giydirirsin.”
"Etiket, çocuğun öz benliğini öldürür” diyor.
" DİL, IRK, RENK VE HER KİMLİK BİRER AYETTİR. "
Mehmet Rıza ÖZACAR
Gzt. Arş.Yazar