Kitaplar

İHÂNET ETMEDİK MI?

EMANETE İHÂNET Mİ, MİRAS YEDİLİK Mİ? (1. BÖLÜM)


Bu din kolay gelmedi.

Bu bayrak gökten inmedi.

Bu ezan kendiliğinden yükselmedi semalara.


Yirmi üç yıl…

Tam 23 yıl boyunca açlıkla, ambargoyla, hakaretle, taşla ve kanla yoğrulan bir davanın adıdır İslam.


Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)

Taif’te taşlanırken ayaklarından kanlar akıyordu.

“Yeter!” demedi.

Rahatı, zenginliği, kabilesinin himayesini değil; ümmetini seçti.


Mus‘ab b. Umeyr…

Mekke’nin en zengin genci iken Medine’ye bir hırkayla gitti.

Bir şehir kazandırdı İslam’a.

Uhud’da kefeni bile yetmedi bedenine.


Bilal…

Kızgın kumlarda “Ahad! Ahad!” dedi.

Sümeyye…

Bu din uğruna şehit edilen ilk kadın.


Hz. Ömer…

Yamalı elbiseyle adalet dağıttı.

“Dicle kenarında bir koyun kaybolsa hesabı benden sorulur” dedi.


Hasan ve Hüseyin…

Zalime boyun eğmediler.

Kerbelâ’da susuz bırakıldılar ama izzeti canlarının önüne koydular.


İmam-ı Âzam zindanı saraya tercih etti.

İmam Mâlik kırbaçlandı, sürgün edildi.

Ömer b. Abdülaziz ümmetin malını ümmete iade ettiği için kısa sürede tüketildi.


Nice âlimler, nice evliyalar bu dini canlarıyla mühürlediler.


Osmanlı…

Yedi düvele karşı açlıkla savaştı.

Öyle zamanlar oldu ki, ölmemek için at dışkısından arpa tanesi ayıklayan bir ecdattan söz ediyoruz.


Soruyorum şimdi:

Bütün bunlar ne için yaşandı?


Ezan susmasın diye…

Bayrak düşmesin diye…

Bu din bize emanet edilsin diye…

Mehmet Rıza ÖZACAR


(Devamı yarın