Kitaplar

İYİLERİN DÜŞMANI ÇOK OLUR


   NEDEN İYİ İNSANLARIN DÜŞMESİNİ BEKLERLER?


Dostoyevski'ye atfedilen şu söz, günlerdir zihnimi meşgul ediyor:

"İnsanlar, temiz birisinin düşmesine ve rezil olmasına sevinirler."

Ne acı bir tespit...

Çünkü ahlâklı bir insan, sadece kendi hayatını yaşamaz; aynı zamanda başkalarının vicdanına da ayna olur.

Doğru yaşayan birini gören, kendi yanlışlarını hatırlar.

Dürüst birini gören, kendi hilelerini düşünür.

Merhametli birini gören, kendi katılığını fark eder.

İşte bu yüzden bazı insanlar, doğruluğu alkışlamak yerine onun yıkılmasını bekler.

Çünkü o düştüğünde içlerinden şöyle derler:

"Oh... Demek ki o da bizim gibiymiş."

Böylece vicdanlarını susturduklarını zannederler.

Hâlbuki bir insanın tökezlemesi, onun değersiz olduğu anlamına gelmez.

Belki uzun yıllar insanların yükünü taşıdığı için yorulmuştur.

Belki herkese ışık olduğu için tükenmiştir.

Belki de Rabbinin takdiriyle kısa bir imtihandan geçmektedir.

Asıl mesele düşmek değildir.

Asıl mesele, yeniden doğrulabilmektir.

Kur'ân-ı Kerîm bize önemli bir ölçü verir:

"Hiçbir günahkâr, bir başkasının günah yükünü yüklenmez." (En'âm Sûresi, 164)

Bir başka ayette ise Rabbimiz şöyle buyurur:

"Şüphesiz Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. Fakat insanlar kendilerine zulmederler." (Yûnus Sûresi, 44)

Demek ki insanın vazifesi, başkasının düşmesini beklemek değil; kendi hesabını vermeye hazırlanmaktır.

Bediüzzaman Said Nursî, kusur aramaktan önce insanın kendi nefsini muhasebe etmesi gerektiğini sıkça hatırlatır. Çünkü başkasının kusuruyla meşgul olan, çoğu zaman kendi kusurunu göremez.

Tarih de bize ilginç bir ders verir.

Kalabalıklar, çoğu zaman günü alkışlar.

Fakat tarih, hakkı alkışlar.

Kalabalıkların alkışı kısa sürer.

Hakikatin şahitliği ise nesiller boyu devam eder.

Öyleyse başkasının düşmesini bekleyenlerden olmayalım.

El uzatanlardan olalım.

Sevinenlerden değil, dua edenlerden olalım.

Çünkü bir gün biz de düşebiliriz.

Ve o gün, alkışa değil; bizi kaldıracak bir ele ihtiyaç duyarız.

Unutmayalım:

İnsanların büyüklüğü, başkası düştüğünde sevinmesiyle değil; onu ayağa kaldırmasıyla ölçülür.