Kitaplar
KAZANDIM ZANNETTİM…
Kazandım zannettim…
Ama sonra anladım ki…
Zannedilenin ardında gizlenen bir hakikat varmış:
Her kazanç, aslında bir bedelmiş.
Her kayıp da, bazen bir uyanış.
Efendim, derler ki:
Kâinatta bir mizan vardır.
Alan verir, veren alır.
Ne bir hayır karşılıksız kalır,
Ne de bir vebal cevapsız...
Bugünlerde çokça duyuyoruz:
"Başkanlığı kazandım."
"Vekil oldum."
"Bu fabrikayı dişimle tırnağımla ben kurdum."
"Tapular benim."
"Çocuğumu üniversiteye ben soktum."
"Özgürlüğümü boşanarak kazandım..."
Pekâlâ…
Neyi vererek?
Hangi duygunu feda ederek?
Kimlerin gözyaşıyla sulandı o kazanç?
Mesela bir dostum der ki:
— "Milletvekili oldum ama... duygularımı kaybettim.
Adalet hissimi yitirdim. Merhametim küstü bana.
Meğer vekil değil, yetim kalmışım iç âlemimde..."
Bir başkan ağlayarak anlatmıştı:
— "Kazandım sandım.
Ama evladımı toprağa vererek geldim o makama.
Keşke kazanmasaydım.
Keşke...
O koltukta her oturuşumda kalbim mezar oluyor."
Bir diğeri:
— "Fabrikayı kurdum, büyüttüm.
Ama ruhumda bir yangın var hocam.
Zulme ortak oldum.
Mazlumun ahı, karıştı betona."
Tapu dairesine giderken kaza yaptı bir baba:
Eşi ve evladı vefat etti.
Elinde kalan tapular oldu.
"Keşke kaybetseydim de onları kaybetmeseydim," dedi.
"Kâğıtlar var elimde, ama hayatım boş.
Ben kazanan değil, meğer tükenenmişim."
Üniversite sınavını kazanan bir genç kız anlattı:
— "Hırs yaptım.
Gecelerce uyumadım.
Ama sonra... sağlığımı kaybettim, ruhumu yordum.
Meğer ben sınavı değil, sınav beni kazanmış."
Bir anne baba döküldü bir gün önüme:
— "Çocuklarımıza her şeyi kazandırdık.
Okul, iş, şirket…
Ama yıllar sonra elimizde ne kaldı?
Biri maddeye, diğeri hapse.
Evlatlar gitti…
Sahi biz neyi kazanmıştık?"
Bir kadın fısıldadı gözyaşıyla:
— "Boşandım.
Hürriyeti kazandım sandım.
Ama yıllar sonra fark ettim, evlatlarımı kaybettim.
Hayattalar ama ben onlara gurbetteyim."
Ve sonra Abdullah vardı...
Makam teklif ettiler.
Ama şartlıydı…
"Şunları şunları yaparsan, olur."
Abdullah dedi ki:
— "Hayır. Şart koşmayın. Hakkım varsa verin, yoksa istemem."
Verdiler mi? Hayır.
Ama yıllar sonra biri geldi:
— "Hocam, Abdullah kazandı…
Ben kaybettim.
Çünkü ben o şartlara evet dedim.
Ve bugün,
Haysiyetim müebbet cezası aldı.
Vücudum serbest ama yüzüm zincirli.
İnsan içine çıkamıyorum."
Ey aziz dostlarım - kardeşlerim …
Kendimize soralım mı :
Kim kazandı, kim kaybetti?
Bazı kazançlar vardır, görünüşte parlaktır ama ruhu karanlıktır.
Bazı kayıplar vardır, görünüşte yıkımdır ama kalbe nur indirir.
Zira gerçek kazanç,
bir binaya değil bir gönüle girebilmektir.
Gerçek kazanç,
vicdanınla baş başa kaldığında hâlâ dimdik ayakta kalabilmektir.
Ve en büyük kayıp,
kendini ve inancını kaybetmektir.
Unutmayalım:
Her kazancın bir bedeli,
Her kaybın bir hikmeti vardır.
Allah bize;
kazanç gibi görünen tuzaklardan,
ve kayıp gibi görünen rahmetlerden ibret almayı nasip eylesin.
Sözün özü:
Kazandım zannettim…
Meğer en çok kaybettiğim zamanlarmış onlar.
Ph. D. Mehmet Rıza Özacar
Gzt Araştırmacı Yazar