Kitaplar
Abdullah...
Kimse, bir evin dağılma sesini duymaz.
Çünkü o ses, dışarıdan işitilmez.
Bir çocuk ağlamazsa, kimse acıyı bilmez.
Ama içindeki duvarlar çatlar, tavan çöker, zemin kayar.
İşte Abdullah, o enkazın altında büyüyen bir çocuktu.
Dışarıdan bakıldığında bir fertti, bir gençti, bir insan...
Ama içeriden bakıldığında; annesizliğin, babasızlığın, sevgisizliğin elle tutulur hâliydi.
Aile dediğimiz şey, yalnızca aynı soyadı taşımak değildir.
Bir arada yemek yemek, aynı çatı altında yaşamak da yetmez.
Aile; ruhların birbirini tanıdığı, yüreklerin birbirine dokunduğu bir yerdir.
Ama Abdullah’ın ailesinde kimse birbirine yetişememişti.
Bir el uzansa, diğerini bulamamıştı.
Bir ses çıksa, yankısı duvarlara çarpmıştı sadece.
Onun çocukluğu, suskunlukla örülmüş duvarlarda geçti.
Annesine kırgındı çünkü ona sarılmamıştı.
Babasıyla küs, çünkü duyamamıştı onu.
Ama asıl mesele neydi biliyor musunuz?
Abdullah aslında kendine de kırgındı.
Çünkü bir gün, o evi içeriden kendisi de terk etmişti.
Parçalanmış bir aile, sadece bireyleri değil, insanın ‘benliğini’ de böler.
İnançlarını, değerlerini, sevdiklerini, düşlerini...
Abdullah da o parçaları toplayarak büyümeye çalıştı.
Ama bazı parçalar eksik kaldı.
Eksik büyüyen insanlar, çoğu zaman başka yanlış yerlerde tamamlanmak ister.
Bir örgütün elini uzatması da bu yüzdendir.
Bir ideolojinin, bir sapkınlığın, bir nefretin onu kucaklaması...
Çünkü insan, ait olmak ister.
Kendi evinde bulamadığı sıcaklığı, sahte sobalarda ısıtmaya çalışır kendini.
Ama sonra...
Hayat, Musa gibi birini çıkarır karşına.
Bir dost, bir öğretmen, bir aynadır o.
Ve o ayna der ki: “Kırık parçalarınla bile güzelsin. Ama önce yüzleş.”
Abdullah yüzleşti.
Çünkü insan, ne zaman geçmişiyle barışırsa; o zaman geleceğini inşa etmeye başlar.
Ve belki de hepimiz bir Abdullah’ız.
İçimizde hâlâ tamir bekleyen bir çocuk var.
Ve o çocuk şunu bilmek istiyor:
"Geçmişim beni mahvetmedi. Ama ben, geçmişimi affetmeden kendimi tamamlayamam."
Bu yüzden, ne zaman bir genci görsem öfkeli, yabancı, başıboş...
İlk sorum şu olur:
"Evde ne eksikti?"
Ph.D. Mehmet Rıza Özacar
Gazeteci – Araştırmacı Yazar