Kitaplar
Kur’an’a Ayrılan Altı Dakika
Bugün bir camide, komşumuzun vefatı vesilesiyle düzenlenen mevlid merasimine katıldım. Anons şöyleydi: “Kur’an ve Mevlid okunacak.” Mekân da müstesna: Kur’an’a âşık Osmanlı padişahı II. Murad’ın yaptırdığı cami…
Program yaklaşık 50 dakika sürdü. Peki Allah’ın kelamına ayrılan vakit ne kadardı? Sadece 6 dakika… Bakara Suresi’nden birkaç ayet, dua öncesinde okunan Fatiha ve “Elif Lâm Mîm”… Geriye kalan 44 dakika ise ilahi ve Mevlid’e ayrıldı.
Oysa Rabbimiz buyuruyor:
“Bu (Kur’an), indirdiğimiz mübarek bir kitaptır; ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye.”
(Sad, 29)
Ve Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
“Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.”
(Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân, 21)
Bir an hayal ettim… Eğer Allah Resûlü (s.a.v.) o camide hazır bulunsaydı ve bir mü’min için rahmet dilenseydi, acaba bir saatlik programın yalnızca altı dakikasında Kur’an tilavet edilmesine razı olur muydu?
Ben Mevlid’e karşı değilim. İslâm kültüründe duygusal bir yeri vardır. Düğünlerde, sünnetlerde, özel merasimlerde okunabilir. Fakat mescidin ruhu bambaşkadır. Burası Allah’ın evidir. Burada merkezde Kur’an olmalı.
Çünkü Kur’an’ın tilaveti, ölüye rahmettir, dirilere ise öğüt. Kur’an’dan mahrum bırakılan bir mevlid, hem merhuma faydadan uzak kalır hem de Allah’ın kelamına gölge düşürür.
Birilerinin artık şunu demesi gerekiyor:
“Benim cemiyetimde Kur’an daha çok okunsun. Allah’ın kelamı baş tacı edilsin.”
Resûlullah (s.a.v.) buyuruyor:
“Kur’an okuyun. Çünkü o, kıyamet günü kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir.”
(Müslim, Müsâfirûn, 252)
Mevlid vardır, ilahi vardır… Ama asıl hayat rehberimiz Kur’an’dır. Unutmayalım: Kur’an’a gösterilen hürmet, aslında Rabbimize gösterilen hürmettir.
Ph. D. Mehmet Rıza Özacar
Gzt Araştırmacı Yazar