Kitaplar
Suruç’taki bir başka durağımız, Belediye Başkanımız Sayın Müslüm Baran oldu.
İlçe Müftümüz Sayın Mehmet Salih Eren ile birlikte kendilerini ziyaret ettik. Ziyaret teklifini ben yaptım. Çünkü kanaatim şu:
Din adamları, yazarlar, aydınlar ve toplumun kanaat önderleri ortada durmalı; insanları birbirine yaklaştıracak köprüler kurmalıdır.
Sağ olsun Sayın Müslüm Baran da bu düşüncemizi yerinde buldu ve davetimize hemen karşılık verdi.
Aslında kendisini yaklaşık bir yıl önce ziyaret edecektik. Fakat araya giren bazı bilgiler ve duyumlar sebebiyle ziyaret ertelenmişti.
Gittiğimizde ise şunu gördüm:
Bazı bilgiler, gerçeğin üzerine perde çekebiliyor.
Sayın Baran ve kıymetli eşi bizi son derece nazik, mütevazı ve samimi bir şekilde karşıladılar. İkramlarda bulundular. Sohbet ettik. Ben de kendilerine kitaplarımı takdim ettim.
Benim özellikle dikkatimi çeken ise makamda israftan uzak, sade ve gösterişsiz bir anlayış hâkim olmasıydı.
Fakat ziyaret sırasında küçük bir hadise daha yaşandı ki benim için çok anlamlıydı.
Hanımefendi biz geldiğimizde ayrılmak üzereydi. Bir müddet bizlerle kaldılar,sonra ayrıldılar.Müslüm Bey, eşini iç kapının sonuna kadar uğurladı.
Ben de kendisini tebrik ettim.
Gülümseyerek:
“Hocam, siz olmasanız dış kapıya kadar götürecektim.” dedi.
Bazen büyük sözlere gerek yoktur.
Bir insanın eşine gösterdiği küçük bir hürmet, onun aile anlayışı hakkında çok şey anlatır.
Bu bana Efendimizin ailesine karşı gösterdiği nezaketi ve hürmeti hatırlattı. Nebevi ahlâk bazen büyük cümlelerde değil, hayatın içindeki küçük davranışlarda görünür.
Bir başka dikkatimi çeken husus da Müslüm Baran Bey’in İlçe Müftümüz Mehmet Salih Eren’e gösterdiği saygıydı.
Daha önce de tanışıyorlarmış. Sohbetleri oldukça samimiydi. Bir ara Müftü Bey’e:
“En ufak bir emriniz olursa başım, gözüm üstüne.”
dedi.
Makamların ve görevlerin ötesinde, insana ve ilme gösterilen bu saygı da benim için kıymetliydi.
Ziyaretimizin sonunda tekrar bizleri beklediler ve kapıya kadar uğurladılar.
O gün bir kez daha düşündüm:
Konuşmazsanız, birbirinizi dinlemezseniz, araya giren bir bilgi gerçeğin yerini alabilir.
Bazen normal bir söz çarpıtılır, büyütülür ve insanlar birbirinden uzaklaşır.
Oysa insan insana yaklaşırsa, konuşursa, dinlerse birçok yanlış anlaşılma daha başlamadan biter.
Bir başka hakikat daha var:
Kardeş kardeşine sahip çıkmaz, birbirine el uzatmazsa; aradaki boşluğu başkaları doldurur.
Bu yüzden din adamlarına, öğretmenlere, yazarlara, kanaat önderlerine ve aslında hepimize önemli bir görev düşüyor:
İnsanları birbirinden uzaklaştırmak değil, birbirini anlamalarına vesile olmak.
Bazen bir ziyaret, bir çay, bir sohbet…
Yıllardır zihnimizde duran bir yanlış bilgiyi ortadan kaldırmaya yetebilir.
Sayın Müslüm Baran’a ve kıymetli eşine nazik ev sahiplikleri için gönülden teşekkür ediyorum.
Bu ziyarete birlikte vesile olduğumuz İlçe Müftümüz Sayın Mehmet Salih Eren’e de ayrıca teşekkür ediyorum.
Bazen bir insanı tanımak için hakkında anlatılanları değil, kendisini dinlemek gerekir.
Ph.D. Mehmet Rıza Özacar
Gazeteci – Araştırmacı Yazar