Günlük Yazılar

Merhametin Bittiği Yerde Başlar Felaket

Bazı felaketler, dünyanın en sağlam temelleri gibi görünen ailelerin inşasında sessizce başlar. Ne fırtına gibi ortalığı savurur ne de deprem gibi yıkılır; 

kökleri, belki farkında olmadan, en küçük duygusal boşluklarda kendini gösterir. 

 

Sevgi ve İnançtan Uzak Bir Başlangıç 

 

İki insan, birbirine yabancılaşmış kalplerle aynı çatının altında hayatını sürdürürken, 

ne bir sevgi çiçeği açar ne de bir dua yükselir gecenin sessizliğinde. 

Aile, aslında dua ve sevginin bir araya geldiği kudsi bir mekân iken, 

bu evde yalnızlık, ilgisizlik ve soğukluk hüküm sürer. 

 

Yetişen Çocukların Acı Yansıması 

 

Bu evde büyüyen bir çocuk, annesinin ve babasının gerçek sevgisini, 

ilham veren inancın ışığını hiçbir zaman tatamaz. 

Boşluk, o masum ruhu er veya uyuşturucu, alkol ve şiddetle doldurmaya çalışırken, 

sevgisizlik, çocuğun iç dünyasına derin yaralar bırakır. 

Ne bir sığınağı, ne de bir yol göstericiyi arar; 

kendi yalnızlığına terk edilir. 

 

Zincirleme İhmaller ve Kırık Hayatlar 

 

Zaman geçer; çocuk, evlenir. 

Ancak kendi kalbindeki boşluğu dolduramayınca, 

kurduğu aile mirası da aynı eksikliklere mahkûm olur. 

Evlenmek, boş bir kalbin yerini doldurmaz; 

çünkü sevgi, yaşanarak öğrenilmesi gereken kutsal bir emanettir. 

Ve boşanma, acı verici bir sona değil, yeniden başlayan bir felaketin habercisidir. 

 

Sonrasında, bir kadın hayata farklı yollarla devam eder. 

Ancak kader, farklı bir imtihanı yeniden yazmıştır: 

Uyuşturucu ve alkolün pençesine düşen bir adam, 

sevgiye, merhamete hiç vakit ayıramaz. 

Ve bu adam, evinde hem kadını hem de masum çocuğu darp ederek, 

önünde var olmayan sevgiyi yerine şiddeti koyar. 

Artık acı sadece iki nesilde kalmaz, 

torunların gözlerinde ve kalbinde de silinir. 

 

Suçlu Kim? 

 

Bu noktada sormak kaçınılmazdır: 

Suçlu kimdir? 

Devlet mi? 

Eğitim sistemi mi? 

Anne baba mı? 

Toplum mu? 

Yoksa hepsi mi? 

 

Belki de asıl suçlu, o suskunluğa teslim olan, 

birbirine kenetlenmiş zincirin tüm halkalarıdır. 

Çünkü bir yerde gözler örtük geçince, 

bir çocuğun yüreğinde sevgi yeşermez; 

bir annenin duası duyulmazsa, 

bir babanın kaybolan sesi  tekraren zuhur etmezse 

tüm toplumun çöküşüne davetiye çıkarır. 

 

İlim, İnanç ve Vicdan 

 

Din, insanlara merhameti öğretir; 

akademik bilgi, temelli düşünceyi sunar. 

Ama her ikisinde de en yüce el, 

vicdandır. 

Merhametin olmadığı yerde, 

ne ilim yeter ne inanç anlam taşır. 

Çünkü gerçek sigorta, kalpten kopmayan dualarda, 

gerçek sevginin yaşadığı yuvalarda saklıdır. 

 

Bir Çağrı 

 

Bu makale, sadece geçmişin acı izlerini dile getirmekle kalmıyor; 

aynı zamanda geleceğe dair bir uyarı, bir çağrıdır. 

Çocuklarımıza vereceğimiz sevgi, 

toplumlarımızı inşa eden en sağlam yapıtaşıdır. 

Onlara dokunabileceğimiz en değerli armağan, 

merhametle yoğrulmuş bir yaşamın vaadidir. 

 

Eğer bir yerde çocuklar, 

dayak yiyerek, korkuyla ve sevgisizlikle büyüyorsa, 

o toplumun geleceği, karanlık ve umutsuz bir yarına mahkûmdur. 

 

Bir çocuğa zamanında sunulan sevgi, geleceğe atılan en sağlam temeldir. 

Merhametin olmadığı her yerde, felaketin tohumları daima yeşerir. 

 

Not  

İki yaşındaki bir bebeğin babası tarafından vahşi bir şekilde darp edilmesi beni derinden yaraladı.  

Hikayenin hakikati ise : 

Boşanmş bir kadın, yapılan ikinci evlilik yada birliktelik, ve zalim bir övey baba hakikatı var ortada. Her zaman olduğu gibi, “olan yine çocuklara oluyor.  

 

 

Ph. D. Mehmet Rıza ÖZACAR 

Gzt ARASTIRMACI YAZAR