Kitaplar
MESLEK Mİ, ÜNİVERSİTE Mİ?
KARİYER Mİ, PARA MI, YOKSA SADECE DİPLOMA MI?
Bugün gençlerin çoğu üniversiteye bir dava uğruna değil, bir kâğıt parçasının peşinde gidiyor.
Aileler de farklı değil:
Kimi "ben çektim, çocuğum çekmesin" derdinde...
Kimi "elâlem ne der?" baskısında...
En iyi ihtimalle: "Ahlâklı, faydalı bir evlat olsun" temennisinde.
Ama neticede ortak payda aynı:
Okumuş görünsün, diplomalı olsun.
Gerçekler:
▪ Bu yıl sınava 2.650.000 genç girdi.
▪ Yaklaşık 700-800 bini kazanacak.
▪ Mezun olup bir yıl içinde iş bulabilecek olan: sadece 100.000
▪ Devlet ve aile harcaması: ortalama 60-100 bin dolar
▪ Boşa giden 19 yıl: 12 yıl temel eğitim + 5 yıl üniversite + 2 yıl yüksek lisans...
Meslek Sahibi Genç Kalmadı!
Tarım, inşaat, elektrik, zanaat...
Her yerde iş var, ama işin başına geçecek genç yok.
Halbuki:
▪ Çırak olarak inşaat elektriğine giren bir genç, 1. yılında öğretmenden fazla kazanıyor.
▪ İki yıllık elektrik bölümü okuyan başka biri, bugün mühendis ve doktordan fazla maaş alıyor.
▪ Tarım-hayvancılığa yönelen bir genç: Bugün zengin.
▪ Seyyar satıcılıkla başlayıp milyonlar kazananlar var.
Hepsi sıfırdan başladı.
Ne torpil vardı, ne dayı.
Kimisi yetim, kimisi “babası var ama yok hükmünde”.
Hepsinin ortak noktası: Bahane değil, gayret.
Bahane, Tembelin Silahıdır.
Annelerin en büyük tuzağı ise şu söz:
“Ondan da kötüler var...”
Bu bir merhamet gibi görünür ama çoğu zaman çocuğun tembelliğini besler.
Asıl Kayıp Ahlâktır, Değerdir.
Diploma değil; değer sahibi çocuklar yetiştirmeliyiz.
Yarın "Sınavı ne yaptı?" değil,
"Nasıl bir insan oldu?" sorusunu soralım.
SON SÖZÜM:
Bir diploma değil, bir değer yetiştirelim.
Önce sen.
Sonra evladın.
Gerisi kendiliğinden gelir.
Ph. D. Mehmet Rıza Özacar
Gzt. Arş Yzr