Kitaplar

ÇOCUK DEYİP GEÇMEYİN

ÇOCUKLARLA RÖPORTAJ


Çocuklar Küçük Değildir; Bazen Büyüklerin Göremediğini Görürler

Çocuklarla konuşmadan çocukları anlayamayız. Onların dünyasına girmeden, onların kalbine dokunmadan onları tanıyamayız.

Geçtiğimiz günlerde 13 yaşındaki bir evladımızla yaptığım röportajda bir kez daha gördüm ki; bazen çocukların birkaç cümlesi, yetişkinlerin saatlerce konuşmasından daha derin anlamlar taşıyabiliyor.

İşte o röportaj…

Röportajı yapan: Mehmet Rıza Özacar
Röportajı veren: Eslem Naz.... (13 yaşında, 7. sınıf öğrencisi)

Soru:

Kendini tanıtır mısın?

Eslem Naz: 13 yaşındayım. 7. sınıfa gidiyorum.

Soru:

Bir öğretmen olsan okulda en çok neyin düzelmesini isterdin?

Eslem Naz: Saygının, merhametin ve güvenin artmasını isterdim. Öğrenciler birbirine güvenmeli.

Soru:

Öğretmen olsan derslerini nasıl işlerdin?

Eslem Naz: Önce sınıfta huzur ve sükûneti sağlardım. Herkes sakin olduktan sonra dersime başlar, ders bitene kadar da ciddiyetle devam ederdim.

Soru:

Sınıfta neyi yasaklardın?

Eslem Naz: Akran zorbalığını.

Soru:

Okul müdürü olsan ne yapardın?

Eslem Naz: Haftada bir gün yazarları, çizerleri ve farklı mesleklerden insanları okula davet ederdim. Spor etkinlikleri ve geziler düzenlerdim. Öğretmenlerden de tatlı dilli olmalarını isterdim. Çünkü öğretmen sert olursa öğrenci de sertleşir.

Soru:

İl Millî Eğitim Müdürü olsan neyi değiştirirdin?

Eslem Naz: Okulların daha geç başlamasını isterdim. Sabah erken saatlerde derse başladığımız için ilk saat verimli geçmiyor.

Meslek liselerini güçlendirirdim. Marketlerdeki fiyat farklılıklarını da denetlerdim. Fakir insanların daha çok korunmasını isterdim. Torpile de karşıyım.

Soru:

Millî Eğitim Bakanı olsan ne yapardın?

Eslem Naz: Yabancı dil sayısını artırırdım. Sadece İngilizce değil, farklı diller de öğretilmeli.

Din Kültürü dersi zaten var. Siyer dersindeki konular onun içine alınabilir. Böylece yeni bir ders için yer açılmış olur.

Müzik ve spor derslerine de daha fazla önem verilmesini isterdim. Çünkü bunlar insanın ruhuna iyi geliyor.

Soru:

Cumhurbaşkanı olsan ilk neyi değiştirirdin?

Eslem Naz: İnsanların faydasına olmayan kanunları yeniden gözden geçirirdim.

Soru:

Öğrencilere tavsiyen nedir?

Eslem Naz: Birbirlerine saygı duysunlar. Sessiz olanı dışlamasınlar. Güçlü olan güçsüzü ezmesin. Ellerindekini paylaşsınlar. Güven olsun. Dedikodu yapmasınlar. Sır saklamayı öğrensinler.

Bence ortaokulda sevgili olmak doğru değil. Önce eğitim tamamlanmalı.Soru:

Herkes istediği mesleği mi seçmeli?

Eslem Naz: Evet. Kimsenin mesleği küçümsenmemeli. İnsan hem sevdiği işi yapmalı hem de kimseye muhtaç olmayacak şekilde çalışmalı.

Soru:

"Aile" denince aklına ilk ne geliyor?

Eslem Naz: Huzur.

Soru:

Anne denince?

Eslem Naz: Evlatlarını doğruya yönlendiren, sorunları çözen, aileyi bir arada tutan kişi.

Soru:

Baba denince?

Eslem Naz: Güven.

Soru:

Amca?

Eslem Naz: Baba yarısı.

Soru:

Teyze?

Eslem Naz: Sığınaktır.

Soru:

Komşu?

Eslem Naz: Dar günde yanında olandır.

Soru:

Kardeş?

Eslem Naz: Bazen sinir bozucu ama en yakın arkadaştır.

Soru:

Dayı?

Eslem Naz: Sırtını yaslayabileceğin bir çınardır.

Soru:

Hedefin nedir?

Eslem Naz: Savcı olmak istiyorum. Haksızlığın önüne geçmek için.

İkinci hedefim polis olmak.

Avukat olmak istemem. Çünkü haklı ile haksızı aynı anda savunmak bana göre değil.

Soru:

Ev yaptıracak olsan nasıl bir yerde yaşamak isterdin?

Eslem Naz: Şehirden uzakta, doğanın içinde, sessiz bir yerde.

Soru:

Anne ve babalar çocuklarına nasıl davranmalı?

Eslem Naz: Çocuklarını başkalarıyla kıyaslamamalılar.

Çocuk yüksek not alınca övülüp, notu düşünce değersiz hissettirilmemeli.

Soru:

Bir kadın kocasına karşı nasıl olmalı?

Eslem Naz: Saygılı olmalı.

Ama sadece kadın değil, erkek de eşine saygılı olmalı.

Bence sevgiden önce saygı gelir. Çünkü sevgi bazen azalabilir; fakat saygı biterse her şey biter.

Soru:

Çocuklar evde nelere dikkat etmeli?

Eslem Naz: Saygılı olmalılar.

Laf taşımamalılar.

Birbirlerine güven vermeliler.

Sakin olmalı ve birbirlerini kırmamalılar.

13 yaşındaki bir evladın cümleleri…

Belki de hepimize şu gerçeği yeniden hatırlatıyor:

Çocuklar sadece büyütülecek insanlar değildir; bazen büyükleri büyütecek cümleler kurabilirler.

Onları gerçekten dinlediğimizde, geleceğin nasıl şekilleneceğini de görmeye başlarız.