Kitaplar
TEŞEKKÜRLER
ELEŞKİRT MİLLÎ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ
OĞULCUĞUM
İnsanoğlu çetin bir varlıktır. Bu benim sözüm değil; Kur’an söylüyor. Zira
insan zalimdir, cimridir, hırslıdır, acelecidir, cahildir, doyumsuzdur ve
kıskançtır. Fakat insanın kıskanmadığı üç kişi vardır: evladı, öğrencisi ve
çırağı.
Ağrı-Eleşkirt Millî Eğitim Müdürlüğü bünyesinde verdiğim “Farkındalık ve
Ahlaki Değerler” konulu konferanslar vesilesiyle bu tespiti bir kez daha
yürekten hissettim. Bölgedeki okullarda, öğretmenlerde ve öğrencilerde müspet
bir farklılık gözlemledim. Batının yirmi yıl önceki hâlini hatırlatan bir
samimiyet ve sıcaklık hâkimdi. Saygı, ahlaki değerler, öğretmene verilen
kıymet, öğretmenle öğrenci arasındaki ilişki bir ebeveynle evladı arasındaki
kadar içtendi.
Bir okul müdiresinin öğrencisine “Oğulcuğum” diye seslenişine şahit oldum.
Dışarıda bekleyen öğrencisine anne şefkatiyle yönelmişti. Öğrencinin de edep ve
hürmetle karşılık vermesi görülmeye değerdi. O an, eğitimin ne kadar insani bir
mesele olduğunu yeniden düşündüm.
Bir başka güzellik, müdür ve öğretmenler arasındaki kardeşane ilişkilerdi.
Samimi, güven dolu bir dayanışma... Ardından öğretmen ve idarenin ailelerle
kurduğu sıcak bağlar… Ve en önemlisi, okulların eksiklerini kendi gayretleriyle
tamamlamalarıydı. Bahçe düzenlemesinden binanın tamiratına kadar her işi el
birliğiyle yapıyorlardı. Bu çabanın adı yalnızca “fedakârlık” olabilir.
Elbette bazı zorluklar da vardı. Evli ve çocuk sahibi öğretmenlerin
ailelerinden uzakta görev yapmaları kolay değildi. Yine de bir öğretmenin hasta
hâliyle derse girmesi beni derinden etkiledi. “Neden?” diye sorduğumda, sadece
“Eğitim boşluk kabul etmez.” cevabını verdi. Bu cümle bir öğretmenin meslek
ahlakını özetliyordu.
Tüm bu fedakârlıklara rağmen, öğretmenlerin ekonomik açıdan hak ettikleri
değeri görmedikleri kanaati hâkimdi. Eğitim gibi bir kutsal görevi yürüten Millî
Eğitim Müdürlüğünün devletin tahsis ettiği
en eski araçlarını kullanıyor olması düşündürücüydü. Siyasilerin en küçük
mevkilerde dahi geniş imkânlara sahip olduğu bir dönemde, eğitim camiasının bu
kadar mütevazı şartlarda çalışması, toplumca fark edilmesi gereken bir tezat
olarak duruyor.
Gayrethah Müdürler
Her okulun kendine has bir güzelliği vardı. Anadolu Lisesi Müdürü Sedat
Bayazıt’ın samimi gayreti, Tuba Haydarlı’nın toplantıyı mükemmel bir şekilde
koordine edişi, Çok programlı Anadolu Lisesi Müd. Ferhat Kılıç’ın konferans sırasında bir
veliyle kurduğu anlamlı iletişim, Büşra Kaftan’ın samimi ilgisi, Recep Tayyip
Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi Fen ve Sosyal Bilimler Proje okulu Müd. Semih
Beyazıt'ın ikinci defa öğrenciler ile bizleri
bulaştırması (sunum), 70. Yıl MTAL Müdürü Kasım Bozkurt’un tatlı disiplini, Eleşkirt
MTAL’de müdürlüğe vekâlet eden İbrahim Bey’in eğitim heyecanı, el emeğiyle
hazırlanan yemekleri… Her biri ayrı bir emek, ayrı bir yürekti.
Ve yazının asıl ilham kaynağı olan o
hitap: “Oğulcuğum.” Bu sözü, Kemal Öztürk Anadolu Lisesi Müdüresi Ayşe Koç’un
öğrencisine yönelttiğini duyduğumda, içimde tarif edilmez bir sevinç hissettim.
O sesleniş, bir anne şefkatinin, bir öğretmen sorumluluğunun, bir insan
sıcaklığının yankısıydı.
Tüm bu güzel tabloyu mümkün kılan, nazik rehberliğiyle bizleri ağırlayan
Ağrı-Eleşkirt Millî Eğitim Müdürü Burhan Kurt’a gönülden teşekkür ederim. Asıl teşekkür
ise , Fedekarane çalışan öğretmenleredir. Say ve gayretimiz daim olsun kıymetli
hocalarım.
Kemal'i hürmet ile efendim..
Bu topraklarda gördüğüm şey, sadece bilgi aktarımı değil; bir sevgi, bir
emek, bir adanmışlık kültürüydü. Ve ben buna şahitlik etmekten onur duydum.
Mehmet Rıza ÖZACAR
Gazeteci - Araştırmacı Yazar