Kitaplar

ÖNCE KİM DEĞŞMELİ?

   BİR TOPLUM NASIL DİRİLİR?


Bir gün değerli bir dostum bana çok düşündürücü bir soru sordu.

"Çocukken hâkim olmak isterdim. Sonra düşündüm; bir hâkimin yetkisi önündeki dosya kadardır. Büyüdüm, bu defa kaymakamlığı ve valiliği düşündüm. Sonra anladım ki onların da gücü sınırlıdır. Yıllardır hocalık yapıyorum, yüzlerce talebe yetiştiriyorum. Fakat hâlâ kendime şu soruyu soruyorum: Bir milleti gerçekten kim değiştirir?"

Bu soru, yalnız onun değil; insanlık tarihinin de en büyük sorularından biridir.

Ben de dedim ki:

"Bu soruya üç büyük cevap verilmiştir."

1. İbn Haldun: Toplumun İstikameti Baştan Başlar

Büyük sosyolog ve tarih filozofu İbn Haldun'a göre bir toplumun kaderinde en etkili unsur, başındaki idaredir.

Adaletli yönetici adaleti yayar.

Zalim yönetici zulmü yayar.

Onun meşhur sözü bugün de bütün canlılığını korumaktadır:

"Zulüm medeniyetleri yıkar."

Çünkü devlet yalnız kanunla değil, adaletle ayakta kalır.

Kur'ân-ı Kerîm de bu hakikati şöyle bildirir:

"Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder." (Nisâ, 4/58)

Yönetici yalnız makam sahibi değildir; milletin emanetini taşıyan kişidir.

2. İmam Gazâlî: Islah Kollektif Bir Vazifedir

İmam Gazâlî meseleye daha geniş bakar.

Ona göre bir toplumu yalnız hükümdar değiştiremez.

Âlim…

Öğretmen…

Anne…

Baba…

Tacir…

Sanatkâr…

Velhasıl herkes kendi bulunduğu yerde vazifesini hakkıyla yapmalıdır.

Toplum, ancak omuz omuza verildiğinde ayağa kalkar.

Kur'ân bu hakikati şöyle ifade eder:

"İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın." (Mâide, 5/2)

Peygamber Efendimiz ﷺ de buyurur:

"Müminler birbirini desteklemede tek bir bina gibidir; bir kısmı diğer kısmını ayakta tutar." (Buhârî, Müslim)

Bir taş yerinden oynarsa duvar sarsılır.

Bir insan vazifesini terk ederse toplum eksilir.

3. Üstad Said Nursî: Değişim Nefisten Başlar

Bediüzzaman Said Nursî ise değişimin en temel halkasını gösterir.

Ona göre gerçek ıslah, insanın kendi iç dünyasında başlar.

Başkalarını düzeltmeye çalışan insan önce kendi kalbini, niyetini ve ahlâkını düzeltmelidir.

Risale-i Nur'un birçok yerinde, asıl cihadın nefisle mücadele olduğu; kalbi ve ahlâkı inşa etmeyen bir kimsenin toplumu kalıcı olarak inşa edemeyeceği vurgulanır.

Bu anlayışın Kur'ân'daki en güçlü dayanağı şudur:

"Şüphesiz Allah, bir kavim kendilerinde olanı değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez." (Ra'd, 13/11)

Demek ki değişim önce insanın içinde başlar.

Kalp düzelirse aile düzelir.

Aile düzelirse mahalle düzelir.

Mahalle düzelirse şehir düzelir.

Şehir düzelirse millet ayağa kalkar.

Arı Kovanından Bir Ders

Arıcılık üzerine çalışan bir uzmanın anlattığı ilginç bir bilgi dikkatimi çekmişti.

Ana arı yalnız kovanın merkezinde bulunmaz; aynı zamanda görevini yerine getirmek zorundadır.

Koloniyi yönetemez, görevini ihmal eder veya üretkenliğini kaybederse işçi arılar onu değiştirir.

Bu, tabiatın sessiz ama güçlü derslerinden biridir.

Liderlik bir makam değil, bir sorumluluktur.

Toplum da yanlışları görmezden gelerek değil; hukuk içinde, hikmetle ve sorumluluk bilinciyle yöneticisini uyarmalıdır.

Sonuç

Kanaatimce bu üç görüş birbirine zıt değildir.

İbn Haldun haklıdır.

Adaletli bir yönetici milletin yönünü değiştirebilir.

İmam Gazâlî haklıdır.

Toplumun bütün fertleri sorumluluk almadan gerçek kalkınma olmaz.

Bediüzzaman Said Nursî de haklıdır.

Nefsini ıslah etmeyen, başkasını kalıcı olarak ıslah edemez.

Öyleyse bir toplum üç ayak üzerinde yükselir:

  • Adaletle yöneten idare,
  • Sorumluluk alan toplum,
  • Kendini ıslah eden fert.

Bu üçü birleştiğinde millet dirilir.

Biri eksik kaldığında ise değişim ya yavaşlar ya da yarım kalır.

Belki de asıl soru şudur:

"Toplumu kim değiştirecek?"

değil,

"Ben değişimin neresindeyim?"


Mehmet Rıza ÖZACAR

GZT. ARŞ. YAZAR