Kitaplar

PUSUYU BİZ KURDUK


PUSUYU BİZ KURDUK 


12 Temmuz 2025 tarihinde “Göçle Gelen Yalnızlık Hissi” konulu bir çalıştaya katıldım. Altı ayrı başlıkta düzenlenen bu çalıştayda benim yer aldığım masa "Uyuşturucu - Bağımlılık - Aile" konusunu ele alıyordu.


Masamızda çok kıymetli insanlar vardı. Bunlardan biri, 30 yaşında bir evlat ve onun gözyaşlarını tutamayan annesiydi. O anlara tanıklık etmek, sadece bir meseleye değil, bir acıya da ortak olmaktı. Masa yöneticisi Prof. Dr. Abdullah Işıklar gencimize  sordu 


— Ne zamandan beri içiyorsun?

— Lise başından beri…


Bu cevap, annenin yüreğine saplanan bir ok gibiydi. Çünkü bu tarih, kocasından boşandığı döneme denk geliyordu. Şaşkınlığı iki katlıydı:


Boşanmanın ardından oğlunun uyuşturucuya başlaması (baba özlemi)


Yaklaşık beş yıl boyunca oğlunun bu gerçeği ondan gizlemesi ve kendisinin hiçbir şey fark etmemiş olması…


Bir derneğin katkısıyla tedavi sürecine giren 25 bağımlı gençle konuşma fırsatım oldu. "Neden başladınız?" diye sordum. Verdikleri cevaplar çok netti:


Ailedeki şiddet (fiziksel ve psikolojik)


Aşırı serbestlik: “Bana güveniyorlar” adı altında başıboş bırakılmak


Çevrede kolayca ulaşılabilen satıcılar


Uyuşturucunun bir geçim aracı haline gelmesi


Caydırıcı cezaların olmayışı


İnanç boşluğu


Aile içinde aşırı sevgiyle çocuğun sorgusuz sualsiz “ilahlaştırılması”


Boşanma sonrası gelen duygusal boşluk


Ötekileştirme ve kıyaslanma


Tüm bu sebeplerin arasında öne çıkan birkaç madde vardı:


Ailede şiddet


Boşanma sonrası oluşan yalnızlık


İnanç boşluğu ya da inanç baskısı


Devletin yeterli denetimi yapamaması


Kötü çevre


Kumar bağımlılığına dair aktarılan sebepler ise farklı gibi görünse de köken aynıydı:


Çocukların başkalarıyla kıyaslanması


Para hırsı


Aşırı beklentiler ve tembellik ithamları


Bütün bu tabloya baktığımızda, sonuç şu cümlede özetleniyor:

“Pusuyu biz kurduk.”


Evet, çocuklar fıtratları tertemiz, güzelliklerle doğuyor. Allah’ın bize emaneti olan bu canlara, çoğu zaman farkında bile olmadan tuzakları biz kuruyoruz. Onları korumamız gerekirken, istemeden de olsa zarar veriyoruz.


Suçlu aramaya gerek yok. Çare dışarıda değil, içeride.

Sen, senden başla.

Değişim önce bireyde, sonra ailede başlamalı. Devlet hiçbir şey yapmasa bile, biz kendi evimizde yapabileceklerimizin farkına varmalıyız.


Uyuşturucu, kumar, bağımlılık... Bunlar birer sonuç. Nedeni biziz. Ve değişim de yine bizde başlayacak.

Tesbit :

Anneye sordum :"Bugun olsa ne yapardınız? 

Cevap :Anlayış gösterir, sabr eder, oğlum için de olsa farklı yollar arardım. Meğer evladımız bizim his ve egolarımıza kurban gitmiş ve meğer psusuyu kuranların içinde bizde varız"sözü oldu.  Tam bir tabela yazısı ya da kitap ismi " diyebilirim.


" Evlatlarımızın Katili Olmayalım "



Ph. D. Mehmet Rıza Özacar

GZT  Araştırmacı Yazar