Kitaplar
“Şüphesiz, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirah suresi, 5-6. ayetler)
Bazı ayetler vardır ki insan onları yalnızca okumaz; hayatın içinde karşılığını da görür. İnşirah suresindeki bu müjde, son günlerde yaşadığım bazı hatıralarla benim için yeniden anlam kazandı.
Bir zorlukla karşılaşmak hayatın gerçeğidir. Asıl mesele, o zorluğun karşısında nasıl durduğumuz, ne kadar gayret gösterdiğimiz ve başkalarının yükünü hafifletmek için ne yaptığımızdır.
Geçtiğimiz hafta Adıyaman merkezde ve çevresinde konferanslar ve seminerler gerçekleştirdik. Bu yolculukta Adıyaman İl Millî Eğitim Müdürümüz Sayın Ali Tosun Beyefendi ile bir araya gelme imkânımız oldu.
Bazen bir insana teşekkür etmek, yalnızca nezaket göstermek değildir. Onun emeğini teslim etmek, hakkını gözetmek ve vefa borcunu yerine getirmektir. Çünkü vefa, adaletin de bir parçasıdır. Hak edene hakkını teslim etmek, insanın hem vicdanına hem de ahlakına yakışır.
Ali Tosun Bey'in şahsında dikkatimi çeken birkaç özellik oldu.
Son derece nazik, kibar ve mütevazı bir insan. İletişim kurduğumuzda hızlıca dönüş yapması, programlarımızla bizzat ilgilenmesi ve bizi makamında misafir etmesi benim için kıymetliydi. Üstelik makamında bizi ağırlamakla yetinmedi; makamından kalkıp karşımıza oturdu ve bizimle samimi bir şekilde ilgilendi.
İnsan bazen bir davranıştan hareketle bir şahsiyetin derinliğini anlamaya çalışır. Ben de kendisine bu nezaketin ve edebin kaynağını sordum. Ne demek istediğimi hemen anladı ve mütevazı bir şekilde, “Aileden.” cevabını verdi.
Bu cevap hoşuma gitti. Çünkü insanın karakterinde aileden aldığı terbiyenin, gördüğü örnekliğin ve öğrendiği edebin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha düşündüm.
Fakat Ali Bey'in hikâyesinde beni etkileyen yalnızca nezaketi değildi.
Yalova'da daha rahat şartlarda yaşarken deprem sonrasında zor günler geçiren Adıyaman'a gelmesi ve burada görev üstlenmesi de ayrıca dikkat çekiciydi. İnsanın alıştığı düzeni, imkânları ve rahatlığı geride bırakıp ihtiyaç duyulan bir yerde sorumluluk üstlenmesi kolay değildir. Bu, yalnızca bir görev değişikliği değil; aynı zamanda sorumluluk ve fedakârlık meselesidir.
Görev süresinin tamamlanması gündeme geldiğinde de Adıyaman'daki öğrencileri, öğretmenleri ve eğitim camiasını geride bırakmadı. Üç yıldır burada gayretle çalışmasını, zor şartlarda eğitime katkı sunmaya devam etmesini bu açıdan anlamlı buluyorum.
Bir yöneticinin başarısı yalnızca şartlar elverişliyken yaptığı işlerle ölçülmez. Asıl fark, şartlar zorlaştığında ortaya çıkar.
Bu yolculukta Ali Tosun müdürümün söylediği bir söz de zihnimde yer etti:
“Hocam, kolayı sürdürmek kolaydır; ama zoru kolay hâline getirmek çok zordur.”
Ne kadar anlamlı bir tespit!
Adıyaman gibi büyük zorluklar yaşamış bir şehirde hizmet üretmek, yalnızca rutin bir görevi yürütmekten ibaret değildir. Şehrin geçmişini, yaşadığı sıkıntıları ve insanların beklentilerini dikkate almak gerekir.
Önceki valinin görev yaptığı dönemde olağanüstü gayret gösterdiğine ilişkin anlatılanları dinledim. Bugünkü valinin de mevcut hizmetleri devam ettirme sorumluluğunu taşıdığına şahit oldum. Burada amacım isimler arasında bir kıyaslama yapmak değil; her dönemde kamu hizmetini omuzlayan insanların emeğini hakkıyla görebilmektir.
Devlet hizmetinde devamlılık önemlidir. Bir dönemde verilen emek, sonraki dönemde de korunup geliştirilmelidir. Vefa, geçmişin gayretini teslim ederken bugünün sorumluluğunu da takdir edebilmektir.
Beni ayrıca etkileyen bir başka husus, programımıza katılan yöneticilerin dinleme biçimiydi. Ali Tosun Bey'in program boyunca bizi dikkatle dinlemesi, muhatabına değer vermesi ve bunu davranışlarıyla hissettirmesi benim için çok kıymetliydi.
İnsan konuşurken dinlenmek ister; fakat daha da önemlisi, anlattıklarının ciddiye alındığını hissetmek ister. Bir yöneticinin karşısındaki insana bütün dikkatiyle yönelmesi, onu dikkatle dinlemesi ve kendisine değer verildiğini hissettirmesi, makamın ötesinde bir insanlık göstergesidir.
Resûlullah'ın (s.a.v.) insanlarla iletişiminde muhatabına değer vermesi, onu dinlemesi ve gönlünü gözetmesi hepimiz için güzel bir örnektir. Çünkü dinlemek, yalnızca sessiz kalmak değil; karşımızdaki insana “Seni önemsiyorum.” diyebilmektir.
Bu vesileyle Adıyaman İl Millî Eğitim Müdürümüz Sayın Ali Tosun Bey'e, profesyonel bir şekilde programı hazırlayıp sevk ve idare eden,program boyunca bizimle birlikte kalan İl Millî Eğitim Müdür Yardımcımız Kazım Çoban Bey'e ve Şube Müdürümüz Hatice Delice Dağdeviren Hanım'a gönülden teşekkür ediyorum. Program süresince gösterdikleri ilgi, nezaket ve destek benim için son derece kıymetliydi.
Bazen bir teşekkür, yapılanları anlatmaya yetmez. Yine de insan, gördüğü iyiliği dile getirmeli; emeği, gayreti ve güzel davranışı takdir etmelidir. Çünkü takdir etmek insanı küçültmez, aksine gönül zenginliğini gösterir.
İnşirah suresinin müjdesini düşünürken şunu da hatırlıyorum: Zorluklar karşısında gayret gösteren, başkalarının yükünü hafifletmeye çalışan ve görevini samimiyetle yerine getiren insanlar, yaşadıkları şehrin geleceğine umut taşırlar.
Kolayı sürdürmek bir maharettir; zoru kolaylaştırmak ise emek, sabır, sorumluluk ve gönül ister.
Adıyaman'da gördüğüm gayretin, nezaketin ve hizmet anlayışının kıymetli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle teşekkür etmek istedim. Çünkü vefa, yalnızca kalpte taşınan bir duygu olarak kalmamalı; gerektiğinde sözle de ifade edilmelidir.
Rabbim, evlatlarımızın geleceği için emek veren, zor şartlarda sorumluluk üstlenen ve görevini insanlık edebiyle yerine getiren bütün yöneticilerimizden razı olsun.
Kalbî teşekkürlerimle…
Mehmet Rıza Özacar
Gazeteci, araştırmacı yazar